Eğitim Sonrası "Memnuniyet Anketi" Bize Neyi Söylemez? Gelişimin Gerçek ROI'sini Okumak
Gözünüzde o klasik kurumsal tabloyu canlandırın: Şık bir toplantı salonu, enerjik bir eğitmen, interaktif grup çalışmaları ve yüksek bir motivasyon... Eğitim bitiyor ve katılımcılara o meşhur "Eğitim Memnuniyet Anketi" (nam-ı diğer Happy Sheets) gönderiliyor. Sonuç? 4.8/5 tam puan! Herkes mutlu, organizasyon kusursuz geçmiş, departman bütçesi "başarıyla" kullanılmış olarak raporlanıyor.
Peki, bu tablo gerçekten bir gelişimin hedefine ulaştığını kanıtlamak için yeterli midir?
Eğitim sonrası doldurtulan anketler; eğitmenin yetkinliğini, ortamın kalitesini ve katılımcıların o anki deneyimini ölçmek için elbette çok kıymetlidir. Bir eğitimin fayda sağlayabilmesi için katılımcının öncelikle o ortamda kendini iyi, güvende ve öğrenmeye açık hissetmesi gerekir. Ancak kabul etmeliyiz ki, bu anketler tek başlarına organizasyonel gelişimin gerçek "Yatırım Getirisini" (ROI) ölçmekte yetersiz kalır.
Özellikle yetkinliklerin raf ömrünün giderek kısaldığı ve iş yapış şekillerinin hızla değiştiği günümüz dünyasında, çalışanlara sadece "keyifli bir öğrenme deneyimi" sunmak hedefe varmak için sadece bir başlangıçtır. Asıl odaklanmamız gereken çok daha büyük ve stratejik bir soru var: Yaptığımız bu gelişim yatırımı; davranışlara, operasyonel hıza ve günün sonunda iş sonuçlarına nasıl yansıdı?
Gelişim faaliyetlerini şirket bilançosunda bir "gider kalemi" (OPEX) değil, bir "sermaye yatırımı" (CAPEX) olarak görüyorsak, İnsan Kaynakları profesyonelleri olarak yönetim kuruluyla aynı dili, yani "değer ve iş sonucu" dilini konuşmalıyız.
Peki, eğitim ve gelişimin gerçek ROI'sini hangi metriklerle ve nasıl ölçebiliriz? Gelin bunu teoriden çıkarıp, sahadan üç somut örnek üzerinden inceleyelim:
"Time-to-Productivity" (Üretkenliğe Geçiş Süresi) Yeni bir çalışanın işe başladığı ilk günden, kendi rolünde tam kapasiteyle değer üretmeye başladığı ana kadar geçen süreye "Time-to-Productivity" diyoruz. Geleneksel bir oryantasyon programının başarısını, yeni çalışanın "İlk günüm harikaydı, bana çok sıcak davrandılar" demesiyle ölçemeyiz.
Diyelim ki saha satış ekibinize yeni uzmanlar kattınız. Eski sistemde bir satış uzmanının bölgeyi tanıyıp hedef (kota) tutturma seviyesine gelmesi ortalama 6 ay sürüyordu. Ancak siz İK olarak; mentorluk, sahada işbaşı öğrenme (shadowing) ve mikro-öğrenme modüllerinden oluşan yeni, çevik bir "Yol Arkadaşım" (Buddy) yolculuğu tasarladınız. Bu yeni program sayesinde yeni çalışanların tam kapasite satış hedeflerine ulaşma süresini 6 aydan 3 aya indirdiniz. İşte şirkete kazandırdığınız o 3 aylık ekstra satış hacmi ve verimlilik, kurduğunuz öğrenme sisteminin doğrudan bilançoya yansıyan finansal getirisidir.
Yedekleme (Succession) ve İçeriden Terfi Tasarrufu Yetenek yönetimi ve liderlik gelişim programlarının başarısını, katılımcıların "Vizyonum çok genişledi" yorumlarıyla sınırlamak büyük bir israftır. Bu programların asıl amacı, organizasyonun "Liderlik Hattını" (Leadership Pipeline) dış şoklara karşı güvence altına almaktır.
Kritik bir operasyon veya tedarik zinciri yöneticinizin aniden şirketten ayrıldığını düşünün. Eğer içeride yetenekleri hazırladığınız güçlü bir gelişim programınız yoksa, dışarıdan yeni bir lider bulmak aylar sürecektir. Bu süreçte seçme-yerleştirme firmalarına ödenecek yüklü ücretler, pozisyonun aylarca boş kalmasının yarattığı iş gücü kaybı ve yeni gelen kişinin kültüre adaptasyon maliyeti şirkete ciddi bir yük yaratır. Oysa siz, kurduğunuz liderlik gelişim programları ve yetenek yönetimi araçları sayesinde, o koltuğa içeriden, kültürü zaten içselleştirmiş bir alt kademe yöneticisini hemen atayabiliyorsanız, büyük bir operasyonel krizin önüne geçmiş olursunuz. Gelişim bütçenizin asıl meyvesi işte bu kriz anlarında toplanır.
Operasyonel Hız ve Hata Payının Düşmesi Çalışanlarınıza "Çevik Düşünme", "Etkin İletişim" veya "İşbirliği" gibi yetkinlik eğitimleri aldırdığınızı varsayalım. Bu eğitimlerin başarısı salonun ne kadar eğlenceli geçtiğiyle değil, ofise dönüldüğünde iş yapış şekillerindeki somut değişimle ölçülür.
Müşteri hizmetleri ve lojistik departmanları arasında sürekli bir iletişim kopukluğu yaşandığını ve bunun müşteri şikayetlerini artırdığını tespit ettiniz. İki ekibe ortak bir "İşbirliği ve Çatışma Yönetimi" çalıştayı düzenlediniz. Anket sonuçları harika geldi, peki ya süreçler? Eğer bu çalıştaydan sonraki 3 ay içinde, departmanlar arası çözülemeyen problem (ticket) sayısı %20 azaldıysa, veya şikayetlere geri dönüş hızı 24 saatten 8 saate düştüyse, o eğitim kuruma gerçek bir değer katmış demektir. Eğitim, operasyonel bir problemi çözmüyor ve iş akışını iyileştirmiyorsa, maalesef sadece pahalı bir sosyalleşme aktivitesidir.
Stratejik İş Ortaklığına Geçiş
İnsan Kaynakları departmanları olarak, "Eğitim çok keyifliydi, herkes çok motive oldu" cümlesini nihai bir başarı kriteri olmaktan çıkarmalıyız. Bizler şirketlerin etkinlik organizatörleri değil; organizasyonel kapasitenin, çevikliğin ve kurum kültürünün stratejik mimarlarıyız.
Gerçek İK başarısı, liderlerin karşısına geçip "Tasarladığımız bu gelişim programı sayesinde operasyonel hızımızı %15 artırdık" veya "Sürekli gelişim diyaloğu sistemiyle kritik yetenek kaybı oranımızı yarı yarıya düşürdük" diyebilmektir.
Artık o yüzeysel memnuniyet anketlerinin tekeline son verip; verilerle, iş sonuçlarıyla ve bilançonun diliyle konuşmanın vakti geldi.
Çünkü günün sonunda ölçemediğiniz ve iş sonucuna bağlayamadığınız bir değeri, organizasyonunuza "stratejik bir başarı" olarak kanıtlayamazsınız.